12 04 2013

VARLIK,ARAYIŞ VE SORGULAMA…

VARLIK,ARAYIŞ VE SORGULAMA… |  görsel 1

Işığın olmadığı bir odaya girdiğinizde gördüğünüz sadece Karanlık tır...O mekanda eşyaların olması yada olmaması çok önemli değil...Görmediğiniz için siz yok farzedersiniz. Işık geldiğinde herşey açığa çıkar bu varlıklar ışık olgusundan mı varlık kazanır yoksa varlıkları bizatihi midir ? Varlığın potansiyel olarak bulunduğu yokluk aslında algılayamadığımız karanlıktır,Karanlık yokluk değil potansiyel,bilkuvve yada Ayan ı sabite anlamında algılamamızı ,varlık alanına çıkmayı bekleyen yada algılaya bilecek kapasiteye ulaştığımızda anlayabildiğimiz varlıktır...Bu bütün varlık seviyeleri için böyledir,Esas olan görebilme (Algılaya bilme) kapasitesine ulaşa bilmektir...Varlık gözümüzün önündedir ama biz göremediğimiz için yok sayarız,Bundan dolayı İman dediğimiz teslimiyet durumu bizi cehaletten korur göremesekte var olduğuna inanır teslim oluruz...Varlığı anlamanın ve sorgulamanın yolu hiç bir zaman çatışma ve önyargı değildir,çatışma ve önyargı bizi reddetmeye götürür,Sevgi ise anlamanın, idrak edip içselleştirmenin yoludur.Akletmek ve bilmek içinde sevgi mayası olmadan sadece felsefi bir sonuca ulaştır...Felsefe ise daima şüphe etmeyi gerektirir.Varlığı anlamanın yolu nekadar sorgulamak olsada dahada önemlisi samimiyettir....Arayışı samimi olan insanlar sadece sonuca ulaşabilir...Diğerleri ise şüpheci bir ezberden öteye geçemez. Erol YEMENOĞLU Devamı

04 04 2013

ANLAMAK VE İÇSELLEŞTİRMEK…

ANLAMAK VE İÇSELLEŞTİRMEK… |  görsel 1

İnsan duyu organları vasıtasıyla herhangi bir şey'i algıladığında...Gördüğü sadece sınırlı kapasitesi oranında anlaya bildiği kadardır...Anlama kapasitesini iki şekilde artıra bilirsin birincisi baktığına şartlanmış bakış açısıyla bakmamak,bu ancak ilim ile elde edilir..ikincisi ise İlmini irfan ile bütünleştirip artırarak baktığının formasyonunu ve manasını görebilecek kabiliyeti edine bilmek.Bu aşamadan sonra ise Anlamak geliyor anlamak ta gördüğünü muhakeme yeteneğin sayesinde yorumlaya bilmektir,bu süreçte insan Aklın ötesine geçer..Anamak,anlamlandırmayı getirmesse kısır bir algılayış ortaya çıkar.En sonunda ise İdrak süreci devreye girer.İdrak etmek ise içselleştirmektir..İrfanın derinliği ,Aklın ötesinde ,kendini algıladığın ile bütünsel bir birlikteliğe dönüştürmek...Bu noktada Algılayan ile algılanan bir olur...Gören göz değildir sadece...İnsanın her tarafı göz olur.... Erol YEMENOĞLU Devamı

23 03 2013

İSLAM VE TASAVVUF FARKLI ŞEYLER DEĞİLDİR...

İSLAM VE TASAVVUF FARKLI ŞEYLER DEĞİLDİR... |  görsel 1

İslam ve tasavvuf farklı şeyler değildir...İnsanların nefsine hoş gelen ve onların Kur'an ve sünnet çizgisinden uzaklaştıran hiçbir söylem tasavvufi olamaz.Tasavvuf islam dinini Kura'an ve sünnet çizgisinde yaşama konusunda daha hassas,daha dikkatli,temkinli ve tedbiri elden bırakmayan anlayışın ifadesi olabilir. Hayatında bir kere Kuran-ı kerim'i mealinden dahi okumamış,Hadisi şeriflerden haberi bile olmayan,İtikadın ve amelin ne anlama geldiğini bilmeyen Şeriat değince aklına birilerinin şartlandırması gelen ve önyargılarıyla hareket eden insanların tasavvuftan söz etmesi yada kendini tasavvuf ehli gölmesi anlaşılır bir şey değildir...İslam dinine mensup olan müslüman insanların dini konularda azami hassasiyet göstererek itikaden ve amelen ifrat ve tefrite düşmeden Hadisi kudside belirtildiği şekliyle -Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:  "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."(Buhârî, Rikak 38.)...Buyurulmaktadır. Bu hadisi kudsidede ifade edildiği gibi Allah (c.c) hazretlerinin en&ccedi... Devamı

18 03 2013

TASAVVUFİ ANLAYIŞIN OLMASSA OLMAZI…

TASAVVUFİ ANLAYIŞIN OLMASSA OLMAZI… |  görsel 1

İnsanda Akıl ve duyular Kalbin kontrolüne girmediği sürece manevi anlamdaki olgunluk ortaya çıkmaz... bunun içinde İbadet ve riyazet ile kalbin temizlenmesi,tasviye edilmesi gerekmektedir.İbadet kul ile Allah arasındaki irtibatı sürekli ve canlı tıtarken riyazet ile de İnsan hayatını Allah'ın rızasına uygun bir şekilde Kur'an ve sünnet çizgisinde düzenler.Duyular ve Akıl kesinlikle tasavvufi düşüncede reddedilen yada küçümsenen unsurlar değildir,Bununla birlikte de Kalbin kontrolünün dışında kalırsa Nefsaniyetin arzularına hizmet edecek insanı aşırılıklara ve kötülüklere sürekleyecektir...Tasavvufi düşünce İnsandaki Akıl ve duyuları Kur'an ve sünnet çizgisinde tutarak ona verilen imkanları kendisi ve toplumun yararına olacak şekilde kullanmasını sağlar...Kur'an ve sünnet çizgisi de insandaki İslama uygun Tasavvuf düşüncesinin ortaya çıkmasının olmassa olmazıdır. İnsanlar günümüz tabiri ile popüler kültürün tesiri altında kalarak ''Tasavvufi kavramları sakız gibi çiğneyip tüketirken'' Allah'ın kitabı; Kuran-ı kerimden ve Efendimiz (s.a.v)'ın sünnet-i  seniyesinden habersiz ve İlimsiz yaşamaları kabul edilmez ve anlaşılmaz bir durum ortaya koymaktadır.Kurandan ve Efendimiz(s.a.v)'in hadisi şeriflerinden habersizken tasavvufi metinleri okumak ciddi sapmalara ve yanlış anlama,yorumlamalara sebep olabilir çünkü her türlü bilgiyi Kur'an ve sünnet ölçüsüne uygunluğuna göre değerlendirip kabul etmemiz gerekmektedir...Kur'an ve sünnet ilminden uzak olan bir insanın bunu yapa bilmesi imlansızdır... Erol YEMENOĞLU Devamı

20 02 2013

Arayış ve sorgulamaya dair düşünceler.....;

Arayış ve sorgulamaya dair düşünceler.....; |  görsel 1

Arayış ve sorgulamaya dair düşünceler.....; Gerçek varlık Allah'tır...İnsanın ve alemin varlığı sadece bir algıdan ve yanılsamadan ibarettir.İnsan var olmadığı için yalnızca kendi gibi var olmayan şeyleri görüp algılaya bilir.Gerçekten var olsaydı Allah'ın yanında ikinci bir varlık olurdu ki bu olacak şey değildir.Allah'ı zati itibarıyle görmek isteyen ve bu nedenle iman etmeyen insanların acziyeti ve içine düştükleri çıkmaz kendilerinin var olduğu zannı dır.Varlığı yokluk olarak anlatmaya kalktığımızda anlaşılması zor belki imkansız gelecek,ama Var olmak sadece Allah'a mahsustur.İnsanın var oluşu kendisini benlik olarak ifade etmesinden kaynaklanır bu benlik ben kimim sorusuna cevap bulamaz sadece etiketlerden bahseder....''Düşünüyorum öyleyse varım tezi'' Bu yanılgının enbüyük sebeplerinden biridir.Çünkü düşünen varlık insanın kendisi değidir...Özne ve nesne ayrımı,Bütünlüğü algılaya bilmemiz için kullandığımız araçlardır.Gizli hazinenin bilinmesi yani potansiyel varlığın açılması ve bu açılmanın devam etmesi ve algılanmasından ibarettir.Algılamak potansiyel olanı(ayan-ı sabite) açığa çıkarmaktır yani bilimsel bir dil ile anlatırsak  enerjiyi Maddeye dönüştürmektir. Erol YEMENOĞLU Devamı