30 09 2013

İnsan ve İnsan'ın kemalatı....

İnsan ve İnsanın kemalatı.... |  görsel 1

Varlık aleminin yaratılış gayesi; İnsan-”İnsanın kemalatı”…Bu noktada şu sorulabilir sonsuz gibi görülen uzay ve içindeki bir o kadar yıldızlar gezegenler ,kıyaslandığında hiçbir değeri yokmuş gibi görülen insan için mi..Evet kutsi bir hadiste Efendimiz(s.a.v) için ‘Eğer sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” ve ”ben gizli bir hazine idim bilinmeyi murat ettim alemi yarattım, alemi insan için, insanı da kendim için yarattım”buyuruyor. Burdan hareketle İnsanın Allah’ın katındaki değeri bizim anlayabileceğimizin çok ötesinde. Bu hakikatin iki yönü var birincisi insanın fiziksel olarak var olabilmesini sağlayan elementlerin uzaydaki varlıklardan (yıldızlar,gezegenler,gök taşları,vb…) geliyor olması İnsan yıldızların tozlarından oluşmuş ve yapı taşları milyonlarca yıl yaşındadır,Elementlerin oluşa bilmesi için yıldızların sönmesinin daha sonra içine çökerek merkezdeki yoğun baskı ile elementlerin oluşmasının ve patlayarak bu uzaya dağılması sonucunda dünyamıza ulaşan bu elemntler sayesinde insanın ve diğer canlıların oluşmasının ve dahası bunun yanında dünyamız, galaksimiz Samanyolu’nun en uygun yerindeki en uygun yıldıza en uygun uzaklıktaki en uygun boyutta olan gezegendir. Her şeyin en uygun olduğu yerde bulunan Dünya haricinde, evrende başka bir yerde yaşamın gelişmesi mümkün olamaz. Çünkü üst üste bu kadar mükemmel olasılıkların gerçekleşmesi mümkün değildir. Bir kere olmuştur, o da Dünya’dır. Bu alemi bir fabrika insanıda o fabrikanın mamulü olarak düşünürseniz,bir makarna tanesinin kendisini imal eden fabrikaya bakıpta hadi canım bu koskoca alem sırf benim var olmam için kurulmuş olamaz demesi gibidir.. Alem insana hizmet ettiği kadarıyla, insan da Allaha kulluk e... Devamı

27 09 2013

Sanal varlık ve Gerçeklik….

Sanal varlık ve Gerçeklik…. |  görsel 1

Gerçek Varlık kendini öylebir deneyimliyorki bunu anlayabilmek sığ zihinler için imkansız gibi ...Her bir gölge varlıkta bu deneyim sonsuz çeşitlilikte devam ediyor...Gölge varlık hakikatini bilmiyor bu cehalet onun kendine sanal bir benlik oluşturmasına sebep oluyor...Sanal benlik varlığının acziyetini ve ölüm algısını sorgulamaya başladığında gerçekliğinide sorguluyor...Sonuçta sanal benliğin varsaydığı; benliğinde bulamadığı gerçekliğin sonucu olarak birey hakikatine yöneliyor...Bunu anlamakta anlatmakta çok zor çünkü sanal benlik sınırlı ve aciz...Gerçek benlikten alabildiğiniz ilim oranında anlama ve idrak etme kapasitenizde artıyor,doğru orantılı olarakta hakikatinize olan yaklaşımınız devam ediyor....Gerçeği anlayanlar Sahte benlikten sıyrılıp Hakikat denizine düşen damla misali sahte varlığından arınıyor...Diğer taraftan bu yolculuktan ve hakikatinden bi haber olan milyarlarca insan (Matriks)'misali  doğuyor sanal bir yaşam sürüp geçip gidiyor...!!! Erol YEMENOĞLU Devamı

23 08 2013

MADDE VE GERÇEKLİK...

MADDE VE GERÇEKLİK... |  görsel 1

  Evren iç içe geçmiş boyutsal katmanlardan oluşur...Varlıklar algılama oranına göre bu katmanlardan birinde yaşar,dünya algısı ile ahiret algısıda aynı şekildedir diye düşünüyorum,ahirette şuanda fakat bizim algılama düzeyimizin dışındadır.Ölüm de bir algı değişimi sürecidir...İnsan öldüğünde yani duyu organlarının( Fiziksel yapısının) sınırlamalarından kurtulduğunda farklı ve daha gerçekci bir boyutu algılamaya başlayacak.Cennet ve cehennem ..., Allah'ın yaratma kudretinin sonsuzluğu bizlerin aklımızla anlaya bileceğimizin çok ötesinde,yapamaya çalıştığımız bize verilen bilgiler ışığımda kıyısından köşesinden birşeyler idrak edebilmek.Kuantum olasılıklarının sonsuzluğunuda bu şekilde anlıyorum ''Varlık sürecinin çeşitliliğinin zuhurata çıkışı yani tecelliyat'' ...., Erol YEMENOĞLU Devamı

13 08 2013

İNSAN VE DOĞRU BİLGİ…

İNSAN VE DOĞRU BİLGİ… |  görsel 1

İnsan'ın yaradılış gayesini sorgulaması en tabi ve gerekli hakkıdır...Allah insanı yaratmış daha sonrada ona bilmediklerini öğrenmenin yollarını göstermiştir.İnsan bilginin neresindedir ? aktif ve pasif öğrenme bilgiyi elde etme sürecinde en önemli eylemlerimizdir.İnsan fiziksel olarak aldığı gıdalarla varlığını sürdürürken ,Ruhsal olarakta aldığı bilgilerle beslenir....Nasılki gıdaların Helal mi ,Harammı olduğuna dikkat ediyorsak yada son yıllardaki organik furyasındaki hassasiyetimiz ne kadar yüksek ise Ruhsal varlığımızı oluşturan Hafızamızında(Bilinç ve bilinç altı) ,bizi biz yapan değerlerin aldığımız bilgilerle , kimlik algımızında bu şekilde oluştuğunu bilerek Ruhumuzunda bu hassasiyeti hak ettiğini anlamamız gerekiyor.Aktif öğrenmeyi özgürce  kendi seçimleririyle istediğini yiyen biri gibi düşünürken,pasif öğrenmeyide mahkum birinin önüne konulan yaşamını sürdürmesi için seçim yapmadan yemek zorunda kalan insana benzetebiliriz.Hayatında kitap okumamış böyle bir alışkanlığı olmayan insanların televizyonun yada bilgisayarın önüne geçip saatlerce ayrım yapmadan ona verilen herşeyi izlemesi o insanları ne hale getirir bir düşünün.İnsan nasıl bedeninde her an mikroplarla savaş halinde ise Ruhundada öyledir.Kanser sadece fiziksel bir rahatsızlık değildir;İnsan Ruhsal olarakta kanser olur ve işin en kötü tarafı bedeniniz öldüğünde onu dünyada bırakırsınız fakat Ruhunuz diğer aleme o hasta haliyle gider. Erol YEMENOĞLU Devamı